KelimelerleDans

  • Ne Yazıyorum?

    Ne Yazıyorum?

    Herkese merhaba, biraz yazdıklarım hakkında konuşmak istiyorum sizlerle. Daha küçük bir çocukken şiirler yazıyordum ve hissettiğim şeyler, yalnızlık ve ait olmama duygusundan ibaretti. Bu duyguları kafiyelerle bezeyip dörtlükler haline getiriyordum. Sevgiyle büyümeme rağmen ait hissetmiyordum çünkü yaşıtlarım tek çocuğum, biraz boyum uzun, adıma Nurcan diyorlar diye bile dalga geçen bencil insanların büyüttüğü çocuklardı. Ben böyle

    Read more →

  • Hayaller ve Kırıklar

    Hayaller ve Kırıklar

    -Ne yapıyorsun Oli? -Yazıyorum. -Ne yazıyorsun? -Aşağı sokakta bir hanımefendinin hayalleri kırılmış diyorlar. Anlamaya çalışıyorum. Nasıl kırılır hayaller, bilmiyorum. Anlatır mısın biraz? -Hayalleri insanlar kurar, insanlar kırar Oli. Kırılgandır hayaller, hassastır. -Peki ya insan insana mı kırılır? -İnsan insana kırılır, insan içine kırılır. Hayaller kırılınca insan özüne döner. Kırık hayal parçalarına basarak iyileşmeye çalışır sonra.

    Read more →

  • Biriz

    Biriz

    Alnımdan öper güneş Önümde koca deniz Aklımda uyuşmuş cümlelerim Ne bir ses, ne bir iz Biriz kadim dünyayla Maviliklerimiz bir, sevdalarımız bir O yağar bulutlarla, benim önümde yaşlarım Yaşlar verir her sonbaharda Ömrüme, pencereme yaşlar Ciğerlerime dolar her akşam Zehir, bu dert, derman… Ellerimden tutar derinlerden bir çocuk Gözlerinde yağmur, gözlerimde bulutlar Dünya yağar üzerimize

    Read more →

  • Benim

    Benim

    Bir hüznün içine doğmuşum İçinden çıkamam hazan mevsiminin Düşlerim benim şimdi Kimseyi söylemez kalemim Kimsenin portresini çizmez Ne yazıyorsam kendime Ne yaşıyorsam kime ne Hatalarım benim, Bu acı, bu zehir, bu şehir… İmgelerim benim Bir makinin koynunda serpilmiş ruhum İklim, Akdeniz benim Bu unutulmuş belde, Atatürk’ten beri boynu bükük topraklar, Bu has ilçe, kırık han

    Read more →

  • Merhaba

    Merhaba

    Tanrı’yla alıp veremediği bir şey olmalıydı. Bunu düşünmeye başladığı günden beri kutsal kitaplara bakamıyordu. Cennet tasvirleri ona huzur vermiyor, aksine bir tür umutsuzluk duygusu yaratıyordu içinde. Çünkü o, bambaşka hazlara tutunmuştu; kanla, sessizlikle, terk edilmişlikle yoğrulmuş hazlara. Başkaları için bir nimet olan şeyler, onun için yalnızca bir hatırlatma işlevi görüyordu: O nimetlerin hiçbirine layık görülmemişti.

    Read more →

  • Masmavi Bir Veda – Sultan YILDIRIM

    Gözlerim usul usul kapanırken göz kapaklarım direniyordu. Uyku ile uyanıklık arasında bir yerlerdeyim. Kulağıma cıvıldaşan serçelerin sesi doluyordu. Bir kumru eşine sesleniyordu. Kim bilir ne diyordu? Uyku mahmuru gözlerimi perdesi açık pencereye çevirdim. Gökyüzü masmavi, bulutlar her zamanki yerinde bir tabloyu tamamlar gibiler. Hafif bir esinti ağaçların dallarıyla oyun peşinde sanki onları gıdıklar gibi. Zihnim

    Read more →

  • Silah

    Silah

    Bir yazarın silahı yazmaktır. Sustuklarımızın üstüne eğiliriz, kelimeleri cümle cümle keser, kendi içimize dikiliriz. Bu kez devrik değil cümlelerim, daha çok kırık. Harfleri yamalı, anlamı eksik… Bazılarını yazarken elim titredi, bazılarını yazamadım bile. Çünkü insan, bazı acıları yazdığında bile azap duyuyor. Aynı gökyüzünü soluyoruz, ama sanki birbirimizin havasını çalıyoruz. Soluksuz bırakıyoruz birbirimizi. Alıp veremediğimiz ne,

    Read more →

  • BİLİNÇ AKIŞIM- Fatma SABAHYILDIZI

    Kaç saat olmuştu? Ya da kaç gün oldu mu demeliydim? Ne deniyordu bu düştüğüm duruma? Sanırım iyi değildim. Herkeste bunu söylüyordu zaten. Ama hayır! İyi olmalıydım. Öyleyse neden düşüncelerime hakim olamıyordum? Arada durup gelen o kız neden her geldiğinde “iyi misin anne?”diyordu bana. Annesi miydim onun? Bilmiyorum, tek bildiğim çok sıcak hissetmemdi. Ben yine böyle kendi kendime konuşurken kapı

    Read more →

  • Ah Bu Şarkıların Gözünü Seveyim (!)

    Çayınızı kahvenizi kapın gelin biraz sohbet edelim. İçimizi dökelim, edebi bir üslupla sövüp sayalım travmalarımıza. Küfür değil, sadece birkaç kelime ağır konuşalım diyorum. Hiç iç sesinizin sesini kısmak için müziğin sesini açtığınız oldu mu? Bu büyük bir çaresizlik. Yaşadığımdan biliyorum. Bazen müziğin ritminin iyileştirici kollarına bırakırız kendimizi. Çareyi müzikte ararız. Bazen daha çok kanatsa da

    Read more →

  • Yıldızları Örtmeyin

    Yıldızları Örtmeyin

    Fincanımın ağzından damlayan bal, bu sabah suyunu verdiğim beyaz orkidem kadar tatlıydı. Sabah o gördüğüm rüya da olmasa mükemmel bir gün sayılabilirdi bugün. Yatağımın ayağına örümcek ağ yapmış, ayağım örümcek ağlarına dolaşıyordu rüyamda. Tozlu ağlardan ayağımı kurtarmaya çalışırken nefessiz kalıyordum. Toz görünce nefes alamam da. Kalktım sonra, akşam olmuş. Tozlu olduğunu bile bile kalabalık sokaklara

    Read more →