İlham
-

Kaç saat olmuştu? Ya da kaç gün oldu mu demeliydim? Ne deniyordu bu düştüğüm duruma? Sanırım iyi değildim. Herkeste bunu söylüyordu zaten. Ama hayır! İyi olmalıydım. Öyleyse neden düşüncelerime hakim olamıyordum? Arada durup gelen o kız neden her geldiğinde “iyi misin anne?”diyordu bana. Annesi miydim onun? Bilmiyorum, tek bildiğim çok sıcak hissetmemdi. Ben yine böyle kendi kendime konuşurken kapı
-

Fincanımın ağzından damlayan bal, bu sabah suyunu verdiğim beyaz orkidem kadar tatlıydı. Sabah o gördüğüm rüya da olmasa mükemmel bir gün sayılabilirdi bugün. Yatağımın ayağına örümcek ağ yapmış, ayağım örümcek ağlarına dolaşıyordu rüyamda. Tozlu ağlardan ayağımı kurtarmaya çalışırken nefessiz kalıyordum. Toz görünce nefes alamam da. Kalktım sonra, akşam olmuş. Tozlu olduğunu bile bile kalabalık sokaklara
-

Bugün biraz yaşamayı isterdim aslında. Bir Nisan sabahı, ıslanmış toprak kokusu burnumda ve kulağımda kâğıt sesleri. Sonunu düşünmeden, sonumu düşünerek. Belki bir bardak çay içebilirim. Şöyle ince belli, tavşan kanı… Hiç sonunu içemem çayın da. Tortusu midemi bulandırır. Tortu olmasa da olma ihtimali midemi bulandırır. Bugün biraz içebilirim. Kafama ihtiyacım yok. Sahi ne işe yarar
-

Yerini yadırgıyordu. Yüzün tam ortasında, kaçınılmaz bir varlık gibi duruyordu. Oysa orada olmayı ne istemişti ne de seçmişti. Konulmuştu işte. Bir görevle, bir zorunlulukla. Yaşamak ona düşmüyordu belki, ama yaşatmak… Fazlaydı. Eğretiydi. Biçimsiz bir çıkıntıydı. İnsanlar her gün yirmi bin kez ona muhtaçtı, yılda yedi milyon kez… Ama kimse farkında bile değildi. Nefeslerini borç alır,
-

Hayat akıp giderken, biz kelimelerle dünyalar kuralım. Çünkü bazen bir cümle, en uzun yolculuktan daha fazla iz bırakır. Peki bugün hangi kelime bizimle kalacak dersin? Yazmak, kendini keşfetmenin en güzel yollarından biri. Bugün kendi keşif yolculuğumdan bahsederken, yazmak isteyen herkese de ilham olabilecek bazı notlar paylaşacağım. Küçük bir çocukken, okullarda yapılan şiir ve kompozisyon yarışmaları


