Edebiyat

  • BİLİNÇ AKIŞIM- Fatma SABAHYILDIZI

    Kaç saat olmuştu? Ya da kaç gün oldu mu demeliydim? Ne deniyordu bu düştüğüm duruma? Sanırım iyi değildim. Herkeste bunu söylüyordu zaten. Ama hayır! İyi olmalıydım. Öyleyse neden düşüncelerime hakim olamıyordum? Arada durup gelen o kız neden her geldiğinde “iyi misin anne?”diyordu bana. Annesi miydim onun? Bilmiyorum, tek bildiğim çok sıcak hissetmemdi. Ben yine böyle kendi kendime konuşurken kapı

    Read more →

  • Ah Bu Şarkıların Gözünü Seveyim (!)

    Çayınızı kahvenizi kapın gelin biraz sohbet edelim. İçimizi dökelim, edebi bir üslupla sövüp sayalım travmalarımıza. Küfür değil, sadece birkaç kelime ağır konuşalım diyorum. Hiç iç sesinizin sesini kısmak için müziğin sesini açtığınız oldu mu? Bu büyük bir çaresizlik. Yaşadığımdan biliyorum. Bazen müziğin ritminin iyileştirici kollarına bırakırız kendimizi. Çareyi müzikte ararız. Bazen daha çok kanatsa da

    Read more →

  • Yıldızları Örtmeyin

    Yıldızları Örtmeyin

    Fincanımın ağzından damlayan bal, bu sabah suyunu verdiğim beyaz orkidem kadar tatlıydı. Sabah o gördüğüm rüya da olmasa mükemmel bir gün sayılabilirdi bugün. Yatağımın ayağına örümcek ağ yapmış, ayağım örümcek ağlarına dolaşıyordu rüyamda. Tozlu ağlardan ayağımı kurtarmaya çalışırken nefessiz kalıyordum. Toz görünce nefes alamam da. Kalktım sonra, akşam olmuş. Tozlu olduğunu bile bile kalabalık sokaklara

    Read more →

  • Liam’a Veda

    Liam’a Veda

    O evrensel akşamlara bir son yazdım bugün. Kızıl gökyüzünün altında bir toprak tanesiydim. Kıyılarıma vurdu boş bakışlı ölü balıklar. Yollarım bitti. Kimsesiz hislerimle ben, o sonu yazdım bugün. ilmek ilmek, düğüm düğüm boğazımda. Aynı gökyüzünün altında, soğuk bir silahın belinizde bıraktığı o his gibi soğuk, sol kolunuzu sıyırıp geçen bir kurşun gibi parça parça, kan

    Read more →

  • Göğün Altında Kırık Saat

    Bugün biraz yaşamayı isterdim aslında. Bir Nisan sabahı, ıslanmış toprak kokusu burnumda ve kulağımda kâğıt sesleri. Sonunu düşünmeden, sonumu düşünerek. Belki bir bardak çay içebilirim. Şöyle ince belli, tavşan kanı… Hiç sonunu içemem çayın da. Tortusu midemi bulandırır. Tortu olmasa da olma ihtimali midemi bulandırır. Bugün biraz içebilirim. Kafama ihtiyacım yok. Sahi ne işe yarar

    Read more →

  • BİR PİYANO DİNLETİSİ- Şifa SARI

    Sen bemolsün, ben diyez.Sen aysın, ben gece.Bizi anlatıyor bir mısra iki heceBakan gözler senin, ağlayan kalp benimBitsin bu hasret kaldım sevgimle tekBekliyorum seni hala masada, bir sandalye daha var yanımdaSanma sorguya çekerim,Bir seni bildim bir seni severim Şifa SARI

    Read more →

  • Yaşatmak

    Yaşatmak

    Yerini yadırgıyordu. Yüzün tam ortasında, kaçınılmaz bir varlık gibi duruyordu. Oysa orada olmayı ne istemişti ne de seçmişti. Konulmuştu işte. Bir görevle, bir zorunlulukla. Yaşamak ona düşmüyordu belki, ama yaşatmak… Fazlaydı. Eğretiydi. Biçimsiz bir çıkıntıydı. İnsanlar her gün yirmi bin kez ona muhtaçtı, yılda yedi milyon kez… Ama kimse farkında bile değildi. Nefeslerini borç alır,

    Read more →

  • Yaratıcı Yazarlıkta İlhamı Yakalamak: Nereden Başlamalı?

    Yaratıcı yazarlık, sadece kelimeleri yan yana getirmekten ibaret değildir. Bu, bir dünya inşa etmek, karakterlere ruh vermek ve okuyucunun zihninde unutulmaz sahneler canlandırmaktır. Peki, ilham nereden gelir ve nasıl yakalanır? 1. Gözlem Yeteneğinizi Geliştirin Çevrenizi dikkatle izleyin. Sokakta yürüyen insanların mimikleri, doğanın ritmi veya bir kafede duyduğunuz rastgele bir cümle, sizi bambaşka bir hikâyeye sürükleyebilir.

    Read more →

  • Sobe

    Sobe

    Şiirler yazıyorum, kalemim kırılsın Hecelerce şiir, geceden Gelecek güzel günlerden Yazıyorum, güneş okşuyor başımı Başımda karlar ve turuncu ikindi üstleri Ellerimde umarsız karanfil kokusu El alem ne desin, ömür geçsin Yazıyorum Şiirler yazıyorum, kalemim kırılsın Yere batsın melankolik akşamlar Önümde ekşi kitap kokuları Kağıt kazan, kalem kepçe Kazıyorum Yıllar var, bir yaşamaktır tutturmuşum Kime kalsın,

    Read more →