Hayaller ve Kırıklar

-Ne yapıyorsun Oli?

-Yazıyorum.

-Ne yazıyorsun?

-Aşağı sokakta bir hanımefendinin hayalleri kırılmış diyorlar. Anlamaya çalışıyorum. Nasıl kırılır hayaller, bilmiyorum. Anlatır mısın biraz?

-Hayalleri insanlar kurar, insanlar kırar Oli. Kırılgandır hayaller, hassastır.

-Peki ya insan insana mı kırılır?

-İnsan insana kırılır, insan içine kırılır. Hayaller kırılınca insan özüne döner. Kırık hayal parçalarına basarak iyileşmeye çalışır sonra.

-Sen en çok neye kırılırsın?

-İnsana, tam da “yapmaz” dediğim makamdan şarkılar söyleyip hayatla oynayan insana kırılırım. Hayallerimle kırılırım, içimle…

-Bu acımasızcaymış.

Aynadaki yansımasına bakarak kalemi bıçak gibi tutup yansımanın kalbine sapladı. Kalem kırıldı. Aynada yuvarlak çatlaklar oluştu, tam da yansımanın kalbinin etrafında. Yansımayı göğsünün içine koyup ayağa kalktı. Aynanın sağlam parçalarında kalbinin sağlam halini gördü. İçindeki sızı görünmüyordu. Güneşin perdenin arasından sızan ışığında uçuşan hayallerini gördü. Geleceğe, gençliğe dair umutları parça parça uçuşuyordu ışıkta. Gölge kısma geçen umutlar kayboluyordu.

Derin bir nefesle umut parçalarını içine çekmek istedi. Kesik öksürüklerle kustu geri.

Aynada ellerine bakarak fısıldadı:

-Yazıyorum Oli, aşağı sokakta bir hanımefendinin hayalleri kırılmış diyorlar. Anlamaya çalışıyorum.