Çayınızı kahvenizi kapın gelin biraz sohbet edelim. İçimizi dökelim, edebi bir üslupla sövüp sayalım travmalarımıza. Küfür değil, sadece birkaç kelime ağır konuşalım diyorum.
Hiç iç sesinizin sesini kısmak için müziğin sesini açtığınız oldu mu? Bu büyük bir çaresizlik. Yaşadığımdan biliyorum. Bazen müziğin ritminin iyileştirici kollarına bırakırız kendimizi. Çareyi müzikte ararız. Bazen daha çok kanatsa da çoğu zaman kırmızı halıda alkışlarla yürüyormuşuz hissi veriyor bazı şarkılar. Sanat güneşimizin de dediği gibi, ah bu şarkıların gözü kör olsun. Ama bazı şarkıların da gözünü seveyim. Hislere tercüman oluyor, kalbi yatıştırıyor.
Kocaman dünyaya sığmayıp, usta bir detaycılıkla duygularınızdan oyun kurmaya çalışan, bir türlü susmayan o sesleri kesmeye birebir şarkılar. Gözleri yerinde dursun bazılarının o yüzden.
Araba egzozları, kornalar, bağıran adamlar ve kadınlar, hala anlaşılacaklarını zanneden temiz kalpli insanlar… Anlatmayın, susun. Şairin de dediği gibi, bir şey var biliyorum. Anlatmıyorum, anlatmayın, boş verin. Anlamayacak kimse. Bırakın herkes dilediği gibi anlasın ya da anlamasın.
Yazdıklarımı susturun ve şu şarkıların sesini açın. Keyifli dinlemeler.

Yorum yazabilmek için oturum açmalısınız.