Yazmaya Başlamak İçin 10 Altın Kural (Yeni Başlayanlar İçin Rehber)

Hayat akıp giderken, biz kelimelerle dünyalar kuralım. Çünkü bazen bir cümle, en uzun yolculuktan daha fazla iz bırakır. Peki bugün hangi kelime bizimle kalacak dersin?

Yazmak, kendini keşfetmenin en güzel yollarından biri. Bugün kendi keşif yolculuğumdan bahsederken, yazmak isteyen herkese de ilham olabilecek bazı notlar paylaşacağım. Küçük bir çocukken, okullarda yapılan şiir ve kompozisyon yarışmaları için yazardım. Bazen öğretmenlerim, “Bunu sen yazmış olamazsın.” dedikleri için yazılarımı kitaplarımın arasına saklardım. Bazen de kazandığım yarışmaların sonunda, ödülü hak etmediğimi söyleyen arkadaşlarım yüzünden ödülümü kırıp çöpe atardım. Nedense yazmayı bana bir türlü yakıştıramadı insanlar.

Ama bana göre yazmak, insanın kendine yakışanı yapması değil, yakışmayan için başkaldırısıdır. Belki bir günah çıkarma ayini, belki de bir psikolog seansıdır. Belki de konuşarak anlaşılamayan bir ruhun kelimelere kaçışıdır. Peki, sence yazmak nedir?

Yazmayı seven, yazarak kendini bulduğunu bilen ama bir türlü buna zaman ayıramayan insanlarla dolu çevrem. Bense arı kovanına çomak sokan biriyim aslında. Yazmanın büyülü dünyasına, içinde kelimeler biriktiren herkesi çekmek istiyorum. Yazalım, iz bırakalım, kalemimizi şeytan doldursun, biz iyilik boşaltalım istiyorum.

Bu yazıyı okuyorsan, muhtemelen kelimelerle oynamayı seviyorsun ve bir yerlerden başlamak istiyorsun. Yazmak ve iyi bir başlangıç yapmak için uygulaman gereken altın kurallar var. İşte o kurallardan bazıları:

1. Okumak: Heybeni Doldurmadan Boşaltamazsın

Okumak, yazmanın en önemli altın kuralıdır. Bol bol okumalı, her gün kelimelerle beslenmelisin. Bir ibadet gibi, günlük bir meditasyon rutini gibi düşünebilirsin bunu.

Okudukların birikir ve senin üslubunu oluşturur. Farklı tarzlar, farklı yazarlar, farklı kültürlerden kitaplar oku. Olay örgüsü olan, sadece psikolojik tahliller içeren ya da yalnızca betimlemelerden oluşan kitaplar oku. Şiirler, denemeler, Çehov tarzı öyküler oku. Ama sadece kitaplarla sınırlı kalma; hayatı, sonbaharı, yağmuru, güneşi, bakkal Nevzat amcayı, dedikoducu Nermin teyzeyi de oku.

Bu arada, son dönemde ortaya çıkan sanatsal değeri olmayan, sadece kelime oyunlarıyla süslenmiş kitapları okuyup okumamak senin tercihin. Ama ben sanatın estetik kaygı taşıması ve bir mesaj içermesi gerektiğini düşündüğüm için, teşekkür ederek uzaklaşıyorum bu tür eserlerden.

Sonuç olarak, okumak yazmanın anahtarıdır. Özgün bir kalem ve sonsuz ilham için bol bol oku!

2. Her Gün Yaz: Kelimeler Küser

Bir cümle bile olsa her gün yaz. Kelimeler biraz kırılgandır; onlarla oynamayı bırakırsan sana küsebilirler. Bu yüzden her gün yazma yeteneğine yatırım yapmalısın.

Günlük tutabilir, rastgele kelimeler seçip onlar hakkında yazılar yazabilir ya da sadece hissettiklerini kağıda dökebilirsin. Yazdıklarını sonra yakacak olsan bile, yaz!

3. Mükemmeliyetçiliği Bırak: Yazdıkların Kusursuz Olmak Zorunda Değil

Lise yıllarımda rehber hocam bana sayfalarca şu cümleyi yazmamı istemişti: “Mükemmel olmak zorunda değilsin.” Yazarken de aynı şey geçerli.

İlk taslak her zaman hamdır. Kendine saçmalama özgürlüğü tanı. Çünkü kelimeler sürprizlerle doludur ve en güzel fikirler bazen dağınık düşüncelerin arasından doğar.

4. Yazı Planı Yap: Kağıda Dökmeden Kafanda Dolaşmasın

Başlamadan önce bir yazı planı oluştur.

• Ne anlatmak istiyorsun?

• Hangi türde yazıyorsun? (Deneme, hikâye, makale…)

• Ana karakterin veya ana fikrin ne?

Büyük yazarların çoğu bunu yapmış. Kimisi olay örgüsünü kavram haritası şeklinde çizerken, kimisi romanının özetini çıkararak başlamış. Sen de bir yazı planı yaparak hayalindeki kurguyu daha etkileyici şekilde aktarabilirsin.

5. İlk Cümle Yazının Kalbidir

İlk cümlen, okuyucuyu yazına çekmek için kritik bir adımdır. Çarpıcı bir giriş yap!

Örneğin, Jose Saramago’nun Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş kitabı şöyle başlar:

“Ertesi gün hiç kimse ölmedi.”

Hangi gün? Nasıl kimse ölmedi? Kazalar olmadı mı? Binlerce soru uyandırıyor, değil mi? İşte böyle bir giriş yaparak okurun ilgisini yakalayabilirsin.

6. Kendi Üslubunu Bul: Taklit Etme, İlham Al

Başka yazarları okumak çok önemli ama onları taklit etmek yerine, kendi sesini bulmalısın. İlk başta etkisinde kalabilir, hatta istemeden taklit edebilirsin. Ama zamanla, okudukça ve yazdıkça kendine özgü bir üslup geliştireceksin.

7. İlham Yok, Disiplin Var!

İlham gelsin diye bekleme, ilhamı sen yarat!

Kim uydurdu bilmiyorum ama ilham perileri diye bir şey yok. Ben yazarken hep yalnızdım! İlham dediğin şey, bakış açın, hislerin ve düşüncelerindir. Onları açığa çıkarmanın tek yolu ise yazmaya başlamaktır.

8. Yazıyı Demlendir: Beklet ve Yeniden Oku

Yazdığını hemen paylaşma. Birkaç gün beklet, sonra tekrar oku. Yeni gözle baktığında gereksiz kelimeleri çıkarabilir, anlatımını güçlendirebilirsin. Büyük yazarlar da böyle yapar.

9. Yaz, Üret, Paylaş!

Kendi yazdıklarına objektif bakmak zor olabilir. Bu yüzden yazılarını paylaş.

• Bir yazı grubuna katıl,

• Bir blog aç,

• Güvendiğin kişilere okut ve geri bildirim al.

Böylece yazını geliştirme fırsatı yakalarsın.

10.Ve En Önemlisi: Sürecin Tadını Çıkar!

Yazmak bir yarış değil, bir yolculuktur. Sürecin keyfini çıkar, kendini zorlamadan yaz ve bundan mutluluk duy!

Bu on altın kurala uyarak yazma alışkanlığı kazanabilir ve güçlü bir başlangıç yapabilirsin. Unutma, büyük yazarlar da küçük bir cümleyle başladı.

Peki, senin cümlen ne olacak? Hadi, yazmaya başla ve bizimle paylaş!